2016 Yılı son Kamu Personeli Danışma Kurulu Toplantısı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu başkanlığından gerçekleştirildi.
Toplantıya Bem-Bir-Sen Genel Başkan Yardımcısı Gürkan Alper katılırken, Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, Memur-Sen’e üye sendikaların Genel Başkanları ile diğer konfederasyon temsilcileri ve bürokratlar iştirak etti.
Genel Başkan Yardımcımız Alper, yerel yönetim çalışanları adına, hizmet koluna ilişkin Bem-Bir-Sen’in taleplerini Bakan Mehmet Müezzinoğlu’na iletti.
Toplantıda konuşan Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, “2016 yılının son Kamu Personeli Danışma Kurulu toplantısını gerçekleştirmek için bir aradayız. 2016 yılının Mart ayındaki ilk Kamu Personeli Danışma Kurulu toplantısında ifade ettiğimiz teklif ve talepler, dile getirdiğimiz konu başlıkları hakkında gündem oluşturabilecek düzeyde bir değişiklik, gelişmenin olmadığı tespitini öncelikle ifade edelim. KPDK’nın ve yapılan toplantıların amacı, 4688 sayılı Kanunun 21’inci maddesinde; “sosyal diyalogun geliştirilmesi, kamu personel mevzuatının ve kamu yönetimi uygulamalarının değerlendirilmesi, yönetimin daha iyi işleyen bir yapıya kavuşturulması için ortak çalışmalar yürütülmesi, kamu görevlilerinin yönetime katılımının sağlanması ve kamu yönetiminin karşılaştığı sorunlara çözümler geliştirilmesi” şeklinde ifade edilmiş, buna rağmen KPDK’nın bu amaçların herhangi biri için ürettiği anlamlı, kabul ve takdir edilir bir sonuç ürettiğini söylemek mümkün değildir” dedi.
Mart ayındaki ilk toplantıdan sonra Türkiye’nin siyasi, ekonomik, sosyolojik ve diplomatik gündeminde tarihe iz bırakan/bırakacak gelişmelerin, kalkışmalar ve değişimlerin yaşandığını, yaşanmaya da devam edildiğini ifade eden Yalçın, “15 Temmuz darbe teşebbüsü ve sonrasındaki gelişmeler, OHAL’in ilanı ve yayımlanan KHK’lar; kamu personel sistemine, kamu görevlilerine yönelik iş ve işlemler, düzenlemeler kurumsal ve kişisel hayata doğrudan etkileyen süreç ve sonuçlar üretti, üretmeye de devam ediyor. FETÖ’nün 15 Temmuz cinneti ve FETÖ’cülerin kamu personel sisteminde, kamu kurum ve kuruluşları üzerindeki yapılanmaları merkeze alınarak, iş güvencesinden, rotasyona, performanstan, sözleşmeli personel istihdamına, güvenlik soruşturmasından, görevde yükselme ve atamalarda mülakat uygulamalarına birçok konu yine ve yeniden kamu personel sistemi başlığıyla gündemin ilk sıralarına yerleşti. Görevden uzaklaştırmalar, ihraç ve iadeler noktasında “at izi ile it izinin birbirine karıştığı” tespitinin en üst seviyeden dile getirildiği, bu türden iş ve işlemlerden kriterlerin belirsizliği, kurumların uygulama birliği oluşturma noktasındaki gecikme ve daha birçok konu bugün gerçekleştireceğimiz KPDK toplantısı öncesindeki süreçte her zeminde ve farklı medya içeriklerinde gündeme alındı. Fakat KPDK’nın gündeminde açık bir içerikle yer verilmiyor. Bu konuların her biri KPDK’nın oluşturulma ve toplanma amaçları arasında sayılan “kamu personel mevzuatının ve kamu yönetimi uygulamalarının değerlendirilmesi, yönetimin daha iyi işleyen bir yapıya kavuşturulması için ortak çalışmalar yürütülmesi” hükmüyle birebir ilişkili ve bağlantılı. Buna rağmen, kamu personel sisteminin emek tarafının yetkili temsilcilerinin ve yetkisi olmayan iki konfederasyonun Kamu İşveren tarafı temsilcileriyle aynı masada bulunduğu bir Kurulun toplantı gündeminde bunlar açık bir şekilde başlık olarak yer almıyor” şeklinde konuştu.
3. Dönem Toplu Sözleşmenin ikinci uygulama yılına girilmesine bir aydan biraz fazla zamanın olduğuna dikkat çeken Yalçın, “Dördüncü dönem toplu sözleşme sürecinin başlamasına da 8 aylık bir süre kaldı. Buna rağmen, toplu sözleşmede altına imza konulan hükümlerin bir bölümüyle ilgili olarak hala üzerine düşeni yapmak noktasında olması gerekenin gerisinde kalan Kamu İşvereni görüntüleri mevcut. Toplu Sözleşme metninde çalışma konuları başlığı altında toplanan hükümlerle ilgili olarak bu eylemsizlik hali devam ederse bu konular çalışma konuları olmaktan çıkıp çatışma-çekişme konusu olarak gündeme gelecek. Açıkça tarih konulan başlıklarla ilgili olarak dahi, Kamu İşvereni kimi bakanlıklar, kurumlar nedeniyle attığı imzanın, verdiği sözün, hukuki açıdan bağlı olması gereken hükümlerin oldukça gerisinde duruyor. Toplu Sözleşmede yer verilen çalışma konularıyla ilgili olarak, ilgili bakanlıkları, kurum ve kuruluşları, toplu sözleşmenin anayasal bir hak, toplu sözleşmenin de bağlayıcı bir hukuki metin olduğu noktasında uyarma sorumluluğu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına aittir. Toplu Sözleşmenin yürürlüğe girmesinden kısa bir süre sonra Devlet Personel Başkanlığı’nın planlaması ve ÇSGB’nin koordinesinde gerçekleştirdiğimiz çalışma konularına ilişkin toplantıların ve bu toplantılarda belirlenen usul ve esasların, hükme, kazanıma dönüşmemesi durumuna artık son verilmesi gerekiyor. Yetkili konfederasyon ve sendikalara danışmadan, görüşmeden, bir araya gelmeden “kamu görevlilerinin başarı değerlendirmesi” içerikli yönetsel düzenleme taslağı hazırlayacak hızlı ve çalışkan kamu kurumlarının, toplu sözleşme hükümlerinin gereklerini yerine getirmek noktasında ağır davranmasına hangi niyetle ve zanla bakmalıyız. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda değişikliğe gidilmesi gerektiği, kamu görevlilerinin hukuki konumlarının ve statülerinin değişmesi gerektiği noktasında cümle kurma hızına yetişmekte zorlandığımız öznelerin, toplu sözleşmede imzalarının gereğini yapmadaki yavaşlığını iyi niyetli yorumlamanın mümkün olmadığını masanın bu tarafındakiler de karşı tarafındakiler de çok iyi biliyor” dedi.
KHK DÜZENLEMELERİNE TEPKİ
“Terörist darbe teşebbüsü ifadesinin bile yetersiz kalacağı Fetullahçı Terör Örgütünün 15 Temmuz darbe teşebbüsü sonrasında, oluşan tahribatın giderilmesi ve olası risklerin bertaraf edilmesi adına OHAL ilan edilmesini, Anayasal çerçevede hukuki bir adım olarak niteledik” diyen Yalçın, “İhaneti sermaye, terörü yöntem belleyen bu tür terör örgütlerine yönelik olarak hızla alınması gereken tedbirlerin ivedilikle hayata geçirilmesi, kamu personel sistemine yönelik sızmaların bertaraf ve tasfiye edilmesi noktasındaki kararlılık ve bu kararlılığın somut uygulamaya dönüşmesine imkan sağlayan KHK düzenlemeleri, içeriklerinde kamu görevlilerine, kamu personel sistemine yönelik hükümler, geçici veya kalıcı uygulamaların yer alması nedeniyle bizi doğrudan ilgilendiriyor. Sözleşmeli öğretmenlik düzenlemesinin, sözleşmeli sağlık personeli düzenlemesinin, kamu görevlilerinin ilk atanmasında güvenlik soruşturması düzenlemesinin, iade ve ihraçlara ilişkin usul ve yöntem içeriklerinin KHK’lar kapsamsında mevzuata dahil olduğu bir süreç yaşıyoruz. Öğretmenin ve sağlık personelinin sözleşmeli statüde istihdamının böylesi bir zeminde kamu personel sistemine dâhil edilmesi, ilgili taraf sıfatıyla yetkili Konfederasyonun ve sendikaların görüşlerine başvurulmadan hükme bağlanması ve uygulanması, darbe teşebbüsü sonrası ihtiyaç duyduğumuz ve kesinlikle gerçekleştirmek durumunda olduğumuz normalleşme ile uyumlu değildir” şeklinde konuştu.
Yalçın konuşmasına şu şekilde devam etti: “Kamu görevlerini, kamu personel sistemi içerisindeki konumlarını ihanet eylemlerinin suç aletine çeviren FETÖ’cülerin tasfiyesini gerçekleştirmek ve/veya yeniden kamuya sızmalarını engellemek adına alınan tedbirlerin kamu personel sisteminin ve mevzuatının doğal eklentisi haline getirilmesi gibi bir sonuca doğru gidiyoruz. Örneğin güvenlik soruşturmasına ilişkin düzenleme bir gereklilik fakat içeriğine ilişkin belirsizlik, süreye ve sürece ilişkin belirsizlikleriyle mevzuata dahil edildi. Aynı şekilde, sözleşmeli personelin kadroya geçirilmesi talep ve tekliflerimizin bulunduğu bir zeminde, sözleşmeli öğretmen-/sağlık personeli istihdamına başvurulması ve beş yıllık çakılı görev yeri uygulamasının hayata geçirilmesini önümüzdeki süreçte yaşanacak sıkıntıları mevcutta yaşanılan sıkıntılar nedeniyle göz ardı etme hatası olarak görüyoruz. Görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavlarında mülakat uygulamasının hayata geçirilmesine ilişkin yönetmelik değişikliğinde, yetkili konfederasyonun, yetkili sendikaların görüşünün alınmamasını, “OHAL kaynaklı bir tedbir” çerçevesinde makul göremiyoruz. Çünkü, OHAL dönemiyle sınırlı bir düzenlemeden değil kalıcı bir hükümden söz ediyoruz.” 4/B VE 4/C’YE KADRO ISRARLI TALEP VE TEKLİFİMİZDİR “4/B, 4/C kapsamında istihdam edilen kamu görevlilerinin kadro beklentisi ve bizim buna ilişkin tekliflerimiz hala karşılanmış değil” diyen Yalçın, “Bu statülerde görev yapan arkadaşlarımız, ekmek ve emek arasındaki köprüyü oluşturan, kariyer ve liyakat zemininde kamu personel sistemi içerisinde daha üst görevlere yükselmelerine imkân sağlayan, yer değiştirme fırsatlarından yararlanmalarına kapı açan kadro ile memur sıfatı ile tanışma hakkını fazlasıyla hak ediyorlar” dedi. Anayasa konusunda ise Yalçın, “Memur-Sen olarak yeni Anayasanın insan onuruyla başlamasının, sosyal devletle devam etmesinin gerektiğini her platformda dile getirdik” dedi. “Yeni Anayasa’nın Devletin gücünü değil, insanı yüceltmesini ve korumasını, insan hak ve özgürlüklerine dayanmasını vurguladık” diyen Yalçın, “Bir sistemin ve temel mevzuatın insan onurunu esas almaması en çok yoksulları, işsizleri, dezavantajlı grupları, dar ve sabit gelirli gruplar mağdur eder. Bu nedenle, insan onuruyla başlayan Yeni Anayasa ‘demokratik, sosyal hukuk devleti’ ile devam etmelidir. Bu noktada ‘sosyal devlet’ kavramı sosyal barışı ve sosyal adaleti gerçekleştirecek bir nitelikte düzenlenmelidir. ‘insana yakışır ücret’, ‘saygın iş’ kavramları anayasada yer almalıdır. Tamda burada kamu görevlisi ve işçi ayrımının iyi yapılarak, Anayasanın kamu görevlilerine yönelik kesin, esnetilmez, deforme edilmez iş güvencesi perspektifi çizmesi gerektiğini yineliyoruz. Kamu görevlilerinin iş güvencesi sadece onlara ait bir güvence ve koruma değildir. Bu güvence kamu hizmetlerinde kalitenin, sürekliğin, etkinliğin ve kamu kaynaklarını doğru şekilde harcamaya dayalı verimliğin garantisidir. Bu itibarla Yeni Anayasa; Evrensel temel haklardan olan çalışma hakkını, yine çalışma hakkına bağlı olarak örgütlenme, sendikal haklar, dinlenme hakkı, izin hakkı, ücret hakkı, emeklilik hakkı, işe erişim hakkı, iş sağlığı ve güvenliği hakkı ve sosyal güvenlik hakkı gibi sosyal, mali ve özlük hakları teminat altına almalıdır” dedi. KAMU PERSONELİNE İLİŞKİN DÜZENLEMELERE KHK’LARDA YER VERİLMEMELİ KHK’lar hakkında ise Yalçın, şu değerlendirmeyi yaptı: “15 Temmuzdaki darbe teşebbüsünün bertarafı sonrasında, yeni darbe girişimlerini engellemek ve teşebbüsün anayasal düzen ve milli güvenlik açısından oluşturduğu tahribatı gidermek ve buna ilişkin tedbirleri hızla hayata geçirmek amacıyla, Anayasa gereği Olağanüstü Hal ilan edilmiş, Olağanüstü Hal ilanı sonrasında yürürlüğe konulan Kanun Hükmünde Kararnamelerle, bu kapsamda alınacak tedbirler, gerçekleştirilecek iş ve işlemler hüküm altına alınmıştır. Ancak söz konusu KHK’larda başta rotasyon, sözleşmeli istihdam konuları olmak üzere kamu görevlilerine, kamu personel sistemine ilişkin düzenlemelere de yer verilmiştir. Kamu personeline ilişkin düzenlemelere KHK’larda yer verilmiş olmasından dolayı duyduğumuz rahatsızlığı dile getirmekle beraber kamu görevlilerini doğrudan ve dolaylı etkileyen idari ve yasal düzenlemelerin, kamu görevlilerinin temsilcisi olan ve bu yönüyle de Anayasal teminatla oluşturulmuş olan paydaş konumundaki kamu görevlileri sendikaları ve konfederasyonlarının görüşleri alınmadan, diyalog mekanizması işletilmeden hayata geçirilmiş olmasının ve bunun tekrarı halinde kamu personel sisteminde yeni sorunlara neden olabileceğinden öngörümüzü de ifade etmek istiyorum.” Yalçın sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Yayımlanan KHK’lar ile FETÖ’nün kamu kurum ve kuruluşlarındaki yapılanmasının deşifresi, tespiti, FETÖ ile üyelik, mensubiyet, irtibat ve iltisak düzeyinde ilişkisi bulunan kamu görevlilerinin tespit edilmesine, görevden uzaklaştırılmasına ve kamu görevinden çıkarılmasına yönelik hükümlere de yer verilmiştir. Kamu personel sistemi içerisindeki FETÖ mensuplarının, destekçilerinin tespiti ve tasfiyesine ilişkin faaliyet ve kararlarda, bu yapıyla ilişkisi bulunmayan tek bir kamu görevlisinin dahi bulunması, hem adalete olan inancı hem de kamu vicdanını zedeleyeceği aşikârdır. Bu riskin oluşmasına izin vermemek; Terör örgütü mensuplarının kamudan tasfiyesindeki kararlılık yanında terör örgütleriyle ilişkisi bulunmayanların tasfiye sürecine dahil edilmemesinde, haklarında bir şekilde kamu görevinden ihraç kararı verilen masumiyeti açık ve kesin olan kamu görevlilerinin göreve iadesinde tutarlılık ortaya konmalı, ihraçları hatalı olanlarla ilgili iade süreçlerinin daha hızlı işletilmesi gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz. Türkiye’de çalışma hayatının gayri insani tarafını oluşturan taşeron işçiliğine son verecek olan yasal düzenlemenin bir an önce TBMM’ne sunulmasını beklediğimiz ifade ediyoruz.” |