Memur Sendikaları Konfederasyonu (Memur-Sen) Van Temsilcisi Yrd. Doç. Dr. Davut Okçu, kentin bazı noktalarındaki bilboardlarda Kürtçe ve Türkçe yer alan "Biz Kadınız, Kimsenin Namusu Değiliz, Namusumuz Özgürlüğümüzdür" yazılı afişlere tepki göstererek, söz konusu afişlerin kamuoyunun zihnini bulandırdığını söyledi.
Konu ile ilgiyi açıklamalarda bulunan Dr. Okçu, Demokratik Özgür Kadın Hareketi (DÖKH) tarafından "Biz Kadınız Kimsenin Namusu Değiliz, Namusumuz Özgürlüğümüzdür" sloganıyla başlatılan kampanya çerçevesinde gerçekleştirilen basın açıklamaları ve afişlerin yanlış anlamalara sebep olduğunu savundu.
Dr. Okçu, daha önce de benzer çevreler tarafından yapılan "Kürtlerin geri kalmasının tek sebebi İslam´dır", "Kürtlerin asıl dini Zerdüştlüktür", "Biz annelerin ayakları altındaki cenneti istemiyoruz", "Kadını bir kocaya teslim etmek, kadına yapılan en büyük zülümdür" şeklindeki açıklamalar ile kamuoyunda İslam dininin değerlerine karşı topyekun bir saldırı başlatıldığı izlenimi uyandırdığını söyledi.
Dr. Okçu, namusun Kürt halkının en önemli değerlerinden biri olduğunu ve hafife alınamayacağını kaydederek, "Namus yazılı veya örfe dayalı ahlak kurallarına bağlılığı ifade etmektedir. Namus kelimesi dilimizde yaygın olarak ırz, iffet, haya, edep, doğruluk, itibar, güvenilirlik, ahlaki ölçülere bağlılık, emniyet, şan, şeref, temizlik gibi fazilet ve yüksek değer taşıyan hasletleri ifade etmek için kullanılır. Bu anlamda namus, eşlerin karşılıklı olarak doğru, dürüst ve samimi davranmalarını içermektedir. Bu yönüyle namus, aile hayatımızın vazgeçilmez prensibidir. Türkiye toplumunu güçlü ve zinde tutan en önemli kurumumuz; eşlerimizin ve çocuklarımızın birbirine bağlılığını ve sadakatini sağlayan aile yapımızdır" dedi.
"Bizleri Batı toplumundan ayran en üstün yönümüzün en güçlü değerlerimizden olan namus anlayışı olduğunu" anlatan Yrd. Doç. Dr. Davut Okçu konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Erkeklerimiz nasıl kadınlarımız için namus ise, kadınlarımız da erkeklerimiz için namustur. Aynı zamanda namus başkalarının vakıf olamadığı sırra sahip olan diye de açıklanmıştır. Eşler arasındaki özel hayat da namus olarak ifade edilmektedir. Toplumun temeli olan aile kurumunun temel dayanağı namus duygusudur. Namus duygusunun azaldığı veya yok olmaya yüz tuttuğu toplumlar ahlaken dejenere olmaya yüz tutmuştur. Ahlaki çöküntüye uğramış toplumların varlıklarını uzun süre devam ettiremedikleri ise tarihi bir gerçektir.
Ümit ediyoruz ki, kadınlarımızı isyana teşvik eden ve aile mefhumunu sarsan bu feminist sözler haddini aşmış açıklamalardan ibaret olsun. Zira gelenekler kaynaklı olarak kadına yönelen şiddet, kapitalist ve seküler düşünceden kaynaklanan kadını bir eğlence ve reklam malzemesi yapmaya yeltenen davranışlar, İslam dininin başından beri mücadele ettiği insanlık dışı davranışlardır. Toplumumuzun bu insanlık dışı davranışlardan kurtarılması için İslam karşıtı söylemler kullanılması yerine, Müslüman toplum ile iş birliği yapılması daha etkili olacaktır."