Eğitimin ve Eğitim Çalışanlarının Sorunları Çözümsüz Kaldı
Yaklaşık 16 milyon öğrenci ve 700 bini aşkın eğitim çalışanı için 2009-2010 öğretim yılı, eğitim sisteminin temel sorunlarının çözümüne yönelik radikal bir yaklaşım ortaya konulmadan ve eğitimcilerin mesleki performansını artıracak; onları, verdikleri hizmetin önemine yaraşır bir yaşam düzeyine taşıyacak güçlü adımlar atılmadan tamamlanmıştır.
Sınav Odaklı Eğitim Sistemi Terk Edilmelidir
Eğitim sistemimiz, temel sorunlar göz ardı edilerek palyatif tedbirlerle yürütülmeye çalışılmaktadır. Eğitim sistemimizin en önemli problemi sınav ve dershane odaklı oluşudur. Sınav ve dershane odaklı olmaktan kurtulmanın yolu, okullardaki yönlendirme çalışmalarının güçlendirilmesinden geçmektedir. Bireyin en önemli gelişim aşaması olan meslek seçimi, hayatı boyunca vereceği en önemli kararlardan biridir. Meslek seçiminin bilinçli bir yöntemle yapılması, hem öğrenci ve ailesi açısından hem de ülkenin geleceği açısından önem arz etmektedir. Meslek seçiminde öğrencinin bireysel özellikleri yanında ilgi, istidat ve kabiliyetleri esas alınmalıdır. Aileler ve öğretmenler bu noktayı göz önünde bulundurarak mesleki yönlendirme yapmalıdır.
149 Bin Öğretmene, 76 Bin Dersliğe İhtiyaç Var
Tespitlerimize göre, Türkiye genelinde 149 bin öğretmen açığı bulunmaktadır. Bununla birlikte 250-300 bin öğretmen adayı da atama beklemektedir. Öğretmen açığının giderilmesi için en az 100 bin öğretmen atanmalıdır. Özellikle bölgemizde öğretmen açığı oldukça fazladır. Bu yörelerde çalışan öğretmenlere ücret anlamında pozitif ayrımcılık yapılarak, illerin durumuna göre, tazminat ödenmelidir.
Van’ın Öğretmen Açığı Yeni yönetmelik İle Daha da Artacaktır
Milli Eğitim Bakanlığının nihai hedefi çalışanlarının memnun olabileceği değişiklikler hazırlamak olmalıdır. Zaten yapılan istişare çalışmalarının amacı da budur. Ancak, yayınlanan atama ve yer değiştirme yönetmeliği, ülkenin bir bölümünü oldukça memnun ederken, başka bir bölümünü mağdur etmiştir. Çünkü zorunlu çalışma yükümlülüğünü tamamlamak için bu bölgelere gelerek, üzerlerine düşen her görevi seve seve yerine getiren öğretmenlerimizin ailelerinin yanına veya istedikleri serbest bölgelere gitmeleri geciktirilmiştir. Bütün ısrarlarımıza rağmen bu kararın, mağdur olacak arkadaşlarımızın lehine revize edilmemesi büyük bir haksızlıktır. Kaldı ki, yeni yönetmelikle eskiden sahip olunan il emri uygulaması, il içi sıra tayinleri gibi uygulamalara son verilmiş, il içi yer değişikliğinde geçici maddeyle sağlanan haklar, il dışı tayin başvurularında tanınmamıştır.
Van ili, Türkiye’de öğretmen açığı en çok olan iller arasındadır. Bölgedeki diğer iller gibi, öğretmen sirkülâsyonunun fazla olması beraberinde başka sorunlar da getirmektedir. Milli Eğitim Bakanlığının son yönetmeliği ile zorunlu hizmet affı getirildiğinden öğretmen açığı daha da artacak, ücretli öğretmen sayısında ise artış olacaktır.
İlimizde ise 305 bin öğrenciye karşılık 8400 öğretmen ile hizmet sunulmuştur. Yaklaşık üç bin öğretmen açığı ücretli öğretmenler vasıtasıyla kapatılmaya çalışılmıştır. Bu arada Okulöncesi ve İlköğretimde gerçekleştirilen okullaşma oranı memnuniyet verici düzeye ulaşmıştır. Ancak orta öğretimde kayda değer bir artış gerçekleştirilememiştir. Bu arada SBS ve YGS sonuçları esas alındığında başarıdan söz etmek mümkün değildir. O halde orta öğretimde okullaşma oranının yükseltilmesi, okul-aile işbirliğinin yoğunlaştırılması ve normal öğretime geçilebilmesi için ilave derslik ve kız yurtları yapımına ağırlık verilmelidir.
Özellikle okul ve kurumlara idareci atamalarında atanmışlarla seçilmişler arasında devam etmekte olan sürtüşmelere son verilmeli, devlet kurumları iktidar mücadelesinin deneme alanı haline dönüştürülmemelidir. Bu arada kurumların uzaktan kumandayla yönetilmesi ve kurum amirlerinin işlevsiz bırakılması anlayışından vazgeçilmelidir. Aksi takdirde işine yoğunlaşamayan idarecilerden başarı beklemek beyhude olacaktır.
Sözleşmeli Öğretmenler Derhal Kadroya Geçirilmelidir
Milli Eğitim Bakanlığı’nda 70 bin sözleşmeli öğretmen çalışmaktadır. Sözleşmeli öğretmenlerin kadroya geçişi için yapılan çalışmalar bir an önce sonuçlandırılmalı; Başbakanlıkta bekletilen düzenleme ivedilikle Bakanlar Kurulu’nda imzaya açılarak Meclis’e gönderilmelidir. Kadroya geçiş sürecine ilişkin bir takvim belirlenmeli, kadroya geçişleri sağlanan öğretmenler adaylık sürecinden muaf tutulmalıdır.
Yöneticiler 6 Saat Derse Girme Zorunluluğundan Kurtarılmalıdır
Eğitim kurumları yöneticilerinin aylık karşılığı haftada 6 saat derse girmeleri zorunluluğu esnetilerek, ‘6 saate kadar derse girmeleri’nin sağlanması bakımından ilgili mevzuatta değişiklik yapılmalıdır.
Ek Ders Ücretleri Artırılmalı, Vergiden Muaf Tutulmalıdır
Ekonomik kriz gerekçesiyle ek ders ücretlerine şimdiye kadar bir artış yapılmamıştır. Ek ders ücretleri mutlaka artırılmalıdır. Ayrıca, ek ders ücretleri vergiden muaf tutularak, vergi matrahına dâhil edilmemelidir. Öğretmenlerin 2006 yılı öncesinde olduğu gibi, dersleri aylık ve ücret karşılığı ayrılarak haftalık ders dağılım çizelgelerinde ayrı ayrı belirlenmelidir. Öğretmenden kaynaklanmayan sebeplerden dolayı ders işlenememesi halinde derse gelen öğretmenlere ek ders ücreti verilmelidir.
İkili Eğitim Yapan Okul Yöneticilerinin Ek Ders Ücretinde İyileştirmeye Gidilmelidir
Bir devlet memurunun haftalık çalışma süresi 40 saat olup, 40 saatten fazla yapılan mesaiye ücret ödenmektedir. İkili öğretim yapan okulların yöneticileri 07:00-18:00 saatleri arasında görev yaparak, haftada 40 saatten fazla çalışmaktadır. İkili öğretim yapan okul yöneticilerinin çalışma süreleri dikkate alınarak, ek ders ücretlerinde iyileştirme yapılmalıdır.
Öğretmen Yer Değiştirme
Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’nin değiştirilmesiyle birlikte bazı sorunlar meydana gelmiştir. Bakanlık tarafından yapılan açıklamalarda bu sorunların bir kısmının giderileceği belirtilmiş, ancak bu konuda henüz bir düzenleme yapılmamıştır. Öğretmen yer değiştirme kapsamında; geçici süre ile başka eğitim kurumlarında çalışan öğretmenlerin geçici görevde geçirdikleri süre yer değişikliğinde çalışma süresine dâhil edilmelidir. Eğitim kurumlarının şartları dikkate alınarak hizmet puanlarının adil dağılımı yapılmamış, koşulları olumsuz olmasına rağmen bazı eğitim kurumları zorunlu hizmet alanları dışında bırakılmıştır. Eğitim kurumlarının şartları dikkate alınarak, hizmet puanları ve zorunlu hizmet alanları tekrar gözden geçirilmelidir.
Kariyer Basamaklarında Yükselme
2005 ve 2006 yıllarında yapılan Kariyer Basamaklarında Yükselme sınavlarında başarılı olup ancak kontenjan sınırlamasından dolayı değerlendirme sonucunda uzman öğretmenlik sertifikası alamayan öğretmenlere, Anayasa Mahkemesi kararı dikkate alınarak uzman öğretmenlik sertifikası verilmelidir.
Eğitim-Öğretim Hizmetleri Sınıfı Dışındaki Personel İçin Unvan Değişikliği Sınavı Yapılmalıdır
Eğitim-öğretim hizmetleri sınıfı dışındaki diğer hizmet sınıflarında görev yapan personelin yer değiştirmelerine ilişkin mevzuat çalışmaları yapılmalı; Bakanlık kadrolarında görev yapan tekniker, teknisyen, mimar ve mühendis kadroları için ihtiyaç durumu da dikkate alınarak unvan değişikliği sınavının yapılması çalışmaları başlatılmalıdır.
Genel İdare ve Yardımcı Hizmetler Sınıfı Çalışanları
Genel İdare ve Yardımcı Hizmetler Sınıfı kadrolarında görev yapanların görev tanımları yapılmalıdır. Kadro, unvan ve hizmet sınıfları itibariyle kendileriyle ilişkisi olmayan alanlarda görevlendirme yapılmamalı, gerek il içi ve gerekse iller arası yer değiştirmelerine ilişkin usul ve esaslar bir yönetmelikle düzenlenerek, atama ve yer değiştirme usulü öğretmenlerde olduğu gibi belli dönemlerde puan esasına göre il içinde valiliklerce ve iller arasında ise Bakanlıkça yapılacak şekilde düzenlenmelidir.
Dış Politikadaki Yeni Yaklaşımı Olumlu Buluyoruz
Dünya değişiyor, eksen yer değiştiriyor. Dış politikada edilgen olan, ani değişimlerde panikleyen, başkalarına göre vaziyet alan ülkemiz, bugün memnuniyetle müşahede ediyoruz ki, etken, ağırlık sahibi, belirleyici olan yeni bir tavır sergilemektedir. Osmanlı Devleti’nin zayıflaması ve tarih sahnesinden çekilmesiyle sömürgeci güçlerin şamar oğlanına dönen İslam ülkeleri, Türkiye’nin şahsiyetli dış politikası öncülüğünde silkinecek ve gücünün farkına varacaktır. İslam dünyası gücünün farkına vardığında İsrail’e mubah olan İran’a yasak olmayacak, insanlığa karşı işlediği suçların son örneğini yardım gemilerindeki katliamıyla tüm dünyaya gösteren İsrail’in eli kırılacak, Filistinli mazlumların gözyaşı dinecek, Irak’ta, Afganistan’da ve dünyanın dört bir yanında akan Müslüman kanı duracaktır. Dünya bir barış gezegeni olacaktır.
Anayasaya Aykırı Davranması Halinde Bütün Siyasi Partiler ve STK’lar Anayasa Mahkemesine ‘Dur’ demelidir
Dünyada zalimin zulmünü yüzüne haykıran, zulmü ortadan kaldıran el olmayı izzet kabul eden ülkemizin, kendi insanıyla barışmaya, kendi insanının yaşam alanını genişletmeye dönük adımlar atmaması düşünülemez. Bu manada demokratikleşmeye, özgürleşmeye, bürokrasinin ve çeşitli devlet organlarının millete karşı diklenen kulunçlarını yumuşatmaya dönük anayasa değişikliğini hararetle destekliyoruz. Anayasa değişikliği ile ilgili olarak açılan davayı esastan görüşüp referandumu engellemesi halinde, bütün Siyasi Partiler ve STK’lar milletin egemenliğini hakim kılmak için harekete geçmelidir. Onlarca askerimizin şehadetiyle sonuçlanan son olaylar, insan hak ve hürriyetlerine dayalı bir anayasa ülkemizin duyduğu ihtiyacı bir kez daha ortaya koymuştur. Bu vesileyle şehitlerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına ve milletimize başsağlığı diliyoruz.
Basına ve kamuoyuna saygıyla arz olunur. 21 Haziran 2010
Yrd. Doç. Dr. Davut OKÇU
Eğitim-Bir-Sen Şube Başkanı