Son günlerde büyük bir hızla artışa geçen terör olaylarına Şemdinli ve Elazığ’dan gelen kara haberlerin eklenmesi, millet olarak yüreğimizi bir kez daha yaktı.
Türkiye’nin demokrasi adına attığı her adımın ardından yükselen terör olaylarının, ülkemizin uluslar arası arenada “lider ülke” konumuna yönelik hızlı yükselişi ile iyice tırmanışa geçtiğini belirten Bem-Bir-Sen Genel Başkanı Mürsel Turbay, “Demokratik açılım, demokratikleşme çabaları, kalıcı demokrasi gibi ülkenin geleceğini ilgilendiren her önemli hadisenin önü bu tür iç gerilim ve terör olayları ile kesilmeye çalışılıyor. Türkiye’nin kendi bölgesi de dâhil olmak üzere, dış politikada “lider ülke” konumuna yükselmesi, kanla beslenen odakları yeniden harekete geçirmiştir. Yeni hedef, demokratikleşme ve açılımlar üzerinden etnik köken ayrımını yeniden harekete geçirmek ve bu sefer halk ile devleti karşı karşıya getirmektir” dedi.
Turbay konuya ilişkin olarak yaptığı yazılı açıklamada, son günlerde üst üste gelen şehid haberlerine en son Hakkâri ve Elazığ’dan gelen haberlerin tüy diktiğini, bir bütün olarak milletin yüreğini yaktığını söyledi.
YAKIŞIKSIZ SİYASET
Mürsel Turbay, şehid cenazeleri ve haberleri sonrasında bazı siyasi parti yetkililerinin şehid çetelesi tuttuğunu ve “Bizim zamanımızda şu kadardı, şimdi bu kadar” şeklindeki sözlerle yakışıksız siyaset güdüldüğüne dikkat çekerek, “Şehid ailelerinin gelen her şehid haberiyle aynı acıya gömüldüğünü hiç akıllarına getirmiyorlar mı? Lütfen biraz daha duyarlı olun. Şehid ailelerimizin yanan yüreklerine körükle yaklaşmayın” uyarısında bulundu.
Turbay yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“ Şehid olan askerlerimize Yüce Allah’tan rahmet, acılı ailelerine başsağlığı ve metanet diliyoruz. Bu yavrularımız artık milletin yavrusudur. Bu milletin şanlı tarihinde hepsi birer kahraman olarak yazılmışlardır.
Türkiye’nin normalleşmesi, yasaklardan arınması, hak ve hürriyetlerine kavuşma çabaları her zaman rahatsızlık vermiştir. İnsanımıza yönelik insanca yaşama, adaletli bir gelir paylaşımına kavuşma çabaları her zaman baltalanmıştır. Bugün artık daha büyük bir süreci yaşıyoruz.
Türkiye’nin gerek iç dinamiklerine dönük demokratikleşme gayretleri, buna bağlı yapmış olduğu hamleler, gerekse dünya kamuoyu nazarında yürüttüğü başarılı dış politikaya bağlı “lider ülke” konumu, olayı basit bir terör örgütü kalkışmasının ötesinde uluslar arası bağlantılı büyük bir senaryo konumuna getirmiştir.
Bugün artık bu senaryo neredeyse devletin tüm organları tarafından kabul edilmiş, hatta Genelkurmay Başkanı’nın ifadelerinde de yer bulmuştur.
Dış kaynaklı, iç beslemeli bu oyunda ne figüranlar bitmekte, ne de taktikler tükenmektedir. Türkiye artık terörle mücadele politikasında bütün tedbirleri aynı anda almak zorundadır.
Özellikle Türk silahlı Kuvvetleri içinde ihmal, kasıt vs. gibi iddialara açıklık kazandırılmalı, ne şehidlerimiz ne de görevini layıkıyla yapan TSK mensuplarına zarar verilmemelidir.
Bu millet şehid olan yavrusunu geçmişte, “vatan sağ olsun” sözleri ile bağrına taş basarak karşılamaktaydı. Bugün her şehid cenazesi sorgulanıyor, aileler yavrularının gerçekten vatan savunması sırasında mı şehid olduğunu, yoksa ihmal ya da kusur sonucumu hayata gözlerini yumduğunu artık sorguluyor.
Genelkurmay Başkanlığı’nın bir gün önceki uyarısına rağmen aradan 24 saat geçmeden böyle bir baskın yemek, tuzağa düşmek, mayınlı saldırıya maruz kalmak, kameraların kaydettiği gruba yönelik tedbir almak yerine “biz çoban sanmıştık, kaçakçı sanmıştık, köylü sanmıştık” gibi ifadeler ile bölge halkına karşı asker ve şehid ailelerini tahrike matuf açıklamalardır. Bu, terörle mücadelenin başarısı değil, başarısızlığı anlamına gelecektir.
Milletimiz birlik ve bütünlüğünü her zaman sağlayacak, metanetini asla elden bırakmayacaktır. Ancak askeri ve siyasi tüm otoritenin de artık sabırların tükendiğini, etkili ve her yönlü bir terörle mücadele stratejisinin belirlenip sürdürülmesi beklentisinin de son raddeye ulaştığını bilmeleri gerekmektedir”.