Halen TBMM’nde görüşülmekte olan Bütçe Kanunu Tasarısı, başta kamu görevlileri olmak üzere dar ve sabit gelirlilerin beklentilerini karşılamamaktadır. Ekonomik kriz gerekçe gösterilerek sermaye sektörüne 54 Milyar TL aktarılmıştır. Bu arada 2009 Bütçesinin 62 Milyar TL açık vereceği tahmin edilmektedir. Görüldüğü gibi ekonomi büyürken de küçülürken de sermaye kesimi kazanmaya devam etmektedir. Ekonomideki küçülmenin faturası ise büyümeden kendisine pay aktarılmayan kamu çalışanlarına kesilmektedir. 2010 Bütçesi bu yönüyle, gelir adaletsizliğinin yasalaştırılması işlevi görecektir. Memura enflasyona ezdirmeme sözü verip sözünde durmayan iktidar, finans sektörüne her halükarda kâr sağlama vaadinde bulunmaktadır.

Bu bağlamda, kamu görevlileri başta olmak üzere ücretlilerin, gelirlerini artıracak, giderlerini azaltacak tedbirler alınmalıdır. “Sosyal Devlet” vurgusu içermesi bakımından 2010 Bütçe Kanununa ilişkin talep ve beklentilerimiz ile sendikal haklarla ilgili vazgeçilmez önceliklerimizi kamuoyu ile paylaşmak istiyoruz.

120 sayfalık 2009 yılı Toplu Görüşme Taleplerinin sonuç bölümünde “2010 yılında toplu sözleşme imzalamak istek ve kararlılığındayız” diyerek önceliğimizi ortaya koyduk. İktidar partisi ise Avrupa Sosyal Şartı’nın 5. ve 6. maddelerine çekince koyarak taleplerimizi görmezden gelmiş ve Türkiye’yi Avrupa’da küçük düşürmüştür. Bu yüzden iktidarı, bu çekinceleri ortadan kaldırmaya ve İLO’nun 51, 98 ve 151 sayılı sözleşmelerine dayanarak kamu görevlilerine toplu sözleşme ve grev hakkı tanımaya davet ediyoruz. Böylece demokratik açılımın memuru ilgilendiren bölümü de önemli bir mesafe almış olacaktır. Aksi taktirde toplu sözleşme ve grev hakkımızı alıncaya dek eylemliliğimiz devam edecektir. Sonuç alınamaması halinde 2010 yılı toplu görüşme masasına oturmayacağımızı, hükümeti masada yalnız bırakacağımızı bir kez daha ilan ediyoruz.
Öte yandan sendikal örgütlenmeyi desteklemesi beklenen ana muhalefet partisi, Anayasa Mahkemesine dava açarak toplu görüşme priminin kesilmesine yol açmıştır. Mahkeme kararına binaen kamu görevlilerinin gelirlerinde 10 TL azalama olacaktır. Bu arada Konfederasyonların görüşüne başvurulmadan karar alınması kamu çalışanlarını mağdur etmiştir.

Hükümetin önerdiği yüzde 2.5 artı 2.5 zamma masada hayır dedik, alanlarda da hayır demeye devam ediyoruz. Orta Vadeli Mali Programda 2010 yılı için belirlenen yüzde 5.3’lük enflasyon bile memura çok görülmüş, Memur-Sen’in önerisiyle Uzlaştırma Kurulu’nun teklif ettiği yüzde 4 artı 4 kararı ise uygulanmamıştır. Oysa sayıları yüzlerle sınırlı iş adamlarına kriz paketleri adı altında 54.3 milyar TL, faiz giderleri olarak da 56.75 TL kaynak ayrılmıştır. İş adamlarına ve rantiyeciye verilen bu kaynakların sadece yüzde 10’nun bile verilmesi durumunda kamu görevlilerinin beklentileri karşılanmış olacaktır. Keza ek ödemede de yanlış hesap yapılmaktadır. Mutabakata göre, 2012 yılının birinci altı aylık döneminin sonuna kadar ek ödemede kapsamlı artışlar yapılarak “eşit işe eşit ücret” ilkesinin gerektirdiği sonuçlara ulaşılması kararlaştırılmıştı. 2008 yılı mutabakat metninde açıkça ifade edilmesine rağmen 2009 ve 2010 yıllarında ek ödemede artış yapılmamıştır. Bu tutum hükümetin imzasına güven duyma konusunda tereddütler oluşturmaktadır. Memur-Sen olarak, Ocak 2010’dan geçerli olmak üzere ek ödemeye 30 TL artış yapılması, Temmuz 2010’da ilave 30 TL artış yapılması talebimizi bu vesileyle bir kez daha yineliyoruz.

Bu arada bir bilmeceye dönüşen KEY krizi bir an çözümlenmeli, yasa tasarısının zaman kaybedilmeden sonuçlandırılarak, hak sahiplerinin alacaklarını ne zaman, nereden ve ne kadar alacağına dair kamuoyuna acilen bilgi verilmelidir.

Hükümet, tedavi katılım payında yüzde 33 ila yüzde 150 arasında artış yapmıştır. Tedavi katılım payı uygulaması hastadan ve hastalıktan para kazanmaya dönüşmüş, sağlık hizmetleri paralı hale getirilmiştir. Kamu görevlilerinin gelirlerini artırması gereken iktidar, onların giderlerini artırma yolunu tercih etmiştir. Bu yüzden Konfederasyon olarak uygulamanın iptali için dava açtık. Katılım payı uygulaması kaldırılmadığı sürece sağlıkta dönüşüm ve reform ölü doğmuş olacaktır. Umarız ki, tedavi katılım payı ortaya çıkan bütçe açığını kapatmanın en etkili yolu olarak kullanılmaz ve bu yanlıştan en kısa zamanda dönülür.

Bu duygularla siz basın mensuplarının ve milletimizin Kurban bayramını tebrik eder, sağlık ve esenlik içinde, barış ve kardeşlik duygularının yeşerdiği bir bayram dileriz. 18.11.2009
Suat CİHANGİROĞLU
Van Memur-Sen İl Temsilciliği